23 Kasım 2008 Pazar

Ağır Misafirler

Saate baktı. Fazla zamanı olmadığını görünce içini tatlı bir heyecan karşıladı. Kolay değil tabi, bugün çok çok özel üç misafir ağarlayacaktı. Hayatının son 6 yılını bir akşam yemeğinde masaya dökebilmek herkese nasip olabilecek bir şans değildi.

Onların en sevdiği yemekleri yaptı. Köfte, Biftek, Patates Kızartması ve büyük bir kase Salata yemeğin öne çıkan kısımları olacaktı. Yemek yapma konusunda çok yetenekli biri olmadığından yemekleri hazır aldı. Onları ısıtıp misafirler gelmeden önce masaya servisi yapması yeterli olacak olsada hata yapmak istemiyordu.

Yemekleri ocağa bırakıp salatayı masaya koyduktan sonra müzik setine doğru ilerledi. Normal ne kendisi nede misafirleri yemekte müzik konusunda istekli değillerdi ama yinede normalde yapılmayan şeyleri denemek için oldukça uygun bir geceydi bu gece.

CDlerini karıştırmaya başladı. Pek çok albümü çok sert, çok gürültülü veyahutta muhabbet arka fonu olmaz bundan diyerek eledi. Sonunda aradığını bulmuştu. Ne çok dikkat çekici nede çok ortadan kaybolmayacak bir şeyler bulduğuna karar verdi. Kargo'nun Yanlızlık Mevsimi albümünün introsu Azizlerin Yanlızlığı çalmaya başladı.

Tekrar saate baktı. Nerdeyse gelirler dedi. Koşar adımlarla mutfağa gitti. Isıttığı yemekleri sırayla ve itinayla masanın ortasına koydu. Odasına gidip misafirleri gelmeden üstüne bir kez daha çeki düzen vermeye karar verdi. Aynada kendisine bakmaya başladı. Gözlükleri yamuk duruyordu. İlk gözüne bu çarptı. Hemen gözlüklerini düzeltti. Sonra gri çizgili gömleğinin kollarını üç kat kıvırdı. Kotunun sağını solunu çekiştirip daha düzgün duracak hale getirdi Son kez kendine baktı ve tamam hazırım dedi.

Tam bunlar olurken kapı çaldı. Mükemmel zamanla diye içinden geçirerek evin diğer ucundaki odasında sokak kapısına gitmeye başladı. Kapıyı açtı. Karşısında 18 yaşında, kısa saçlı, hafif kirli sakallı irice bir delikanlı çıktı.

Kapıdaki: Nasılsın Onur?
Ev sahibi: Sağol Onur iyiyim seni sormalı.
Kapıdaki: Sağol abi, bildiğin gibi üniversite yeni başladı ona alışmakla uğraşıyorum.
Ev sahibi: Bilmez miyim canım bilmez miyim.

Kapıdaki Onur'un 18 yaşındaki haliydi. Aynı kişi 6 senede nasıl bu kadar değişir sorunun gözle görülür haldeki cevabı cerayan ediyordu evin kapısında. 18 yaşındaki misafirimiz içeri girdi. Üzerindeki montu çıkardı ve hemen salona doğru ilerledi. Üzerinde spor bir gömlek vardı. Kirli sakalının özellikle çenedeki kısmı diğer kısımlarından daha uzun görünüyordu. Ama henüz yeterince gür olmadığından istediği gibi görünmüyordu. Bu nedenle toptan sakalını kesmeyip biraz daha uzamasına karar vermiş gibi görünüyordu.

Hoş ev sahibi bu şekilde görünmesede olayın aslında böyle olduğunu gayet iyi biliyordu. Nede olsa insan herkesi kandırabilsede kendini kandıramıyordu. Salonda karşılıklı olarak tekli koltuklara oturdular. Tam 24 yaşındaki ev sahibi okul hakkında şöyle yap böyle yap diye nasihatlarda bulunur ve 18 yaşındaki misafir bunları dinler gibi görünüp aslında kafasındaki sınıf arkadaşları ile enstrüman çalmayı öğrenip grup kurmayı denesek mi konusuna yoğunlaştığında zil çalmıştı.

Ev sahibi kapıya doğru gitti. Karşısında 22 yaşında uzun saçlı, keçi sakallı paltosunun içindeki eşofman üstünün kapşonunu hala kafasından indirmemiş kendisi duruyordu. Kulağındaki mp3 çalar kulaklığından bangır bangır müzik sesi geliyordu.

Ev sahibi: Oooo merhaba merhaba hoşgeldin.
2. Misafir: Sağol abi, sırf bu yemek için akşamki pazarlama dersini ektim değerini bilesin
Ev sahibi: Sağolasında o derse zaten pek girmezsin, girdiğinde dersi çok dinlemezsin kimi kandırıcaksın allahını seversen geç otur hadi.
2. Misafir: Öyle deme abi bu sene okula ne kadar asıldığımı biliyorsun. Zamanında yaptığım hataları yapmıyorum. Ders çalışmasamda dersleri kaçırmıyorum çoğunlukla

Aslında ev sahibi bu konuyu daha çok uzatabilirdi ama kapının önünde konuşmaktan hem kendisinin hemde misafirinin hoşlanmamasından dolayı eliyle onu içeriye davet etti. İkinci misafir olan 22 yaşındaki halide ayakkabılarını baya bir uğraşı ile çözerek içeri girdi.

İki misafir merabalaşmış ve yeni misafirde üçlü kanepenin ortasına oturmuşken yine kapı çaldı. Ev sahibi diğerlerine "iyi herkes gelmiş oldu. Yemek için çok beklemeyeceğiz" diyerek kapıyı açmaya gitti.

Kapıda uzun saçlarını baya bir mücadele sonucu geriye yatırmış. Oldukça uzun favori ve keçi sakalı olan 20 yaşındaki hali vardı. Elinde cep telefonu mesaj atmakla uğraşırken gözlerini telefonun ekranından ayırmadan

3. Misafir: Ohooo abi kapıda ağaç olduk nerdesin yaaa
Ev sahibi: Ne diyorsun sen ya 30 saniye olmadı bile hem insan bir karşısındakinin yüzüne bakar ne bu elde telefon çıt çıt çıt mesaj yazıyorsun.

Biraz sinirli bir halde onuda içeri davet etti ev sahibi salondaki kısa süreli muhabbet sonunda ev sahibi "Acıkmışsınızdır hepiniz, isterseniz yemeğe geçelim" dedi. Tüm misafirler bu teklifin adeta üstüne atladı.

Diktörgen masanın uzun kenrlarının birine 18 yaşındaki misafir diğerine 24 yaşındaki ev sahibi oturdu. kalan iki sanldayeye ise karşılıklı olarak 20 ve 22 yaşındaki misafirler oturdu. Ev sahibi yemeklerinin üzerindeki örtüleri kaldırıp tabaklara servisi yaptı. Sonrada mutfağa koşup biraları getirdi. Biraz alkolle beraber çok daha eğlenceli bir akşam olur diye düşünmüştü bu biraları alırken. Ama ilerleyen dakikalarda olacakalrı bilse bunu yapmazdı herhalde.

Yemekteki ilk 15 dakika boyunca kimse konuşmadı. Bu arada Yanlızlık Mevsimininde Marilyn Monroe bitmişti. 22 yaşındaki misafir gülerek ve alaycı bir ifadeyle 20 yaşındaki misafire " Dersler nasıl gidiyor" dedi. 20 yaşındaki misafir "Ne dersi ya dersle ne işim olur. Kantinde oturuyorum anca hava çok soğuk olursa dersin ilk saatine giriyorum arka taraflarda telefonda oyun oynuyorum" dedi.

22 yaşındaki misafir bu cevaba çok kızarken, 18 yaşındaki misafirse 20 yaşındaki misafirin dersleri bu sallamayan cesaretine hayran kalmıştı. 24 yaşındaki ev sahibi ise önceden fırtınayı hisseden bilge balıkçı gibiydi. Cevabı duyunca yüzü ekşimişti. Ama belkide beklediği gibi olmaz olaylar diye kendini kandırmaya çalışıyordu.

22 yaşındaki misafir "Aman derslere girme zaten sonra sınav zamanında görürüm seni" dedi kızgınlığını ses tonuna yansıtan bir şekilde. 20 yaşındaki misafir "görürsem söylerim" diyerek amiyane tabirle 22 yaşındaki misafiri sallamıyordu. 18 yaşındaki misafir ise 20 yaşındaki misafirin bu kendinden emin haline hayran olmuş, 22 yaşındaki misafirin gereksiz yere huysuzluk yaptığını düşünüyordu. 24 yaşındaki misafir ise içinden çok geç diye düşünüyordu.

"Ne kadar sorumsuz bir adamsın sen ya, şurada sana tecrübelerimin sonucunda olabilecekleri açıklamaya, sana yol göstermeye çalışıyorum." dedi 22 yaşındaki misafir. Artık iyici kızdığı konuşruken ellerini ve mimiklerini çok sert ve keskin hareketlerle kullanmasındanda belli oluyordu.

20 yaşındaki misafir onu dinlemek yerine cebinden çıkardığı telefonu ile mesaj yazıyordu. Bu durum 22 yaşındaki misafiri dahada çileden çıkarıyordu. 18 yaşındaki misafir ise bu ikilinin arasındaki elektrikten dolayı çok rahatsız olmuş ama içten içe inanılmaz saygı duyduğu 20 yaşındaki misafiri haklı görsede 22 yaşındaki misafirdende çok çekindiğinden bunu belli etmemeye çalışıyordu.

24 yaşındaki ev sahibine dönerek "Şu ukalanın yaptıklarına inanabiliyor musun? Ama suç sende bu tipi neden çağırdın buraya zaten" dedi 22 yaşındaki misafir. Ev sahibi ise tamam uzatıp tadımız kaçırma sende ama ya sakin ol biraz.

"Ne sakin olması ya 10 saat dersten çıkmışım zaten, kafam kazan gibi olmuş bu beyfendiye bir yararımız olsun diye uğraşıyoruz ama kendisinin umurunda değil." Dedi 22 yaşındaki misafir. 20 yaşındaki misafirde artık bu saldırıdan usanmaya başladığını belli eden bir tavırla "Ne diyorsun ya 10 dakikadır. Koskaca adamım ne yapıp ne yapmayacağıma sana akıl danışarak karar verecek değilim herhalde. Benim aklım bana yeter sen paran varsa bana ondan ver" dedi

Bu lafı duyunca 24 yaşındaki ev sahibi acı acı gülümsedi. Pek çok anısı aklına geldi. Ama yinede bu kavgaya müdahele edip sonra hepsinin birden onun üstüne gelmesi riskini göze alamayarak izlemeye devam etmeye karar verdi. 18 yaşındaki misafir ise bu sözlerden çok etkilenmişti. Gerçekten ergenlik çağını geçmiş ve resmi olarakta birey olabilmiş birinin başkasının aklına ihtiyacı olamaz diye düşündü.

"Bu kalın kafalı laf dinlemez adamla aynı masada kalamam ben" diyerek mendili fırlatıp kalkmaya karar verdi 22 yaşındaki misafir. 24 yaşındaki misafirde artık sinirlenmeye başlamış bir halde 20 yaşındaki misafire dönüp "Aferin harika bir başardın" dedi.

"Ehhhh yeter ya, siz yaşlı adamların çok bilmiş laflarını dinleyip birde suçlu ben mi olacağım bende gidiyorum" dedi. Sonra 18 yaşındaki misafire dönüp " İstersen sende gel bu dinazorlarla beraber güzelim geceni rezil etme" diye bir teklifte bulundu. 18 yaşındaki misafir gözleri önünde olanlardan dolayı korkmasınında etkisiyle "T... t... tamam abi" dedi.

22 yaşındaki misafir, 24 yaşındaki ev sahibi ile vedalaşıp "Bu adamın yolunda gitme sonra sizin arkanızı ben toplamak zorunda biz kalmayalım" diye 18 yaşındakine bir öğüt vererek kapıyı vurup çıktı.

20 yaşındaki misafir ise "Sen bu herifi dinleme işte bu kadar dersti sorumuluktu kafana takarsan sonunda sadece agresif gıcık herifin teki olursun. Hayatın tadını çıkarmaya bak" diyerek 18 yaşındaki misafiri masadan kaldırdı. 24 yaşındaki ev sahibi bu olanları az çok daha önceden tahmin etmenin verdiği duygu ile az önceki sinirini bastırabilsede geçmişte nasıl böyle sadece kendi dediğinin doğru olduğunu sanan bir adam olduğuna inanmakta zorlandı.

Yinede misafirlerini kapıya kadar geçirdi. Daha sonra tek başına hazırlamak için bu kadar özendiği masaya oturdu. Müzik setinden Boğaziçi'nin girişi duyulurken "Bir daha bu adamları yemeğe çağırırsam ne olayım" dedi.

NOT: Bu yazının ana konusu daha önce Ali Poyrazoğlu'nun bir kitabı hakkında röpörtajı sırasında kitabundaki bu hikayesinden bahsetmesi sonucu kafamda oluşmuştu. Yazıya dökmek şimdiye kısmet oldu.

2 yorum:

a.nur... dedi ki...

uzun zamandır okuduğum en anlamlı ve akıcı yazılardan biriydi.bence her üniversite gençliğine okutulmalı bu hikayemsi yazı;)herkes neredeyse bu dönemlerden geçiyor galiba.22 yaşındaki seni mantıklı buluyor ama 20 yaşındaki umursamazı da oynuyorum ben ççoğu zaman.belki değişilmeli biraz,gezilmeli tozulmalı ama abartılmamalı...belki geçilmeli bu dönemlerden,yaşayarak öğrenilmeli,ama abartılmamalı yine.
insanın özenti olduğu dönemler olabiliyor ama özene bezene kendi tarzını düşünce stilini geliştiriyorsun belki de.18 yaşındaki sen rahatlığa özenmiş ama öğrenmiş,pişman olmuş ve etkili olmuş ev sahibinden anladığımız kadarıyla.
neyse sen bunları zaten biliyorsun,anlatansın ben de gör istedim anlamış mıyım:pşaka bir yana aldım birkaç öğüt kendime,teşekkür ettik böyle bir yazı paylaşıldığı için...

CaRtMaNtR dedi ki...

Aslında insanın hayat tecrübesi dediği şey bu herhalde. Bende şöyle kısaca bir neler yaşamışım ona göz gezdireyim dedim. İki sene sonra belki başka bir yemek hazırlarım kimbilir :D