12 Ocak 2009 Pazartesi

Yansımalar ve Yanılsamalar

Genel olarak hayatımda olan biten şeylerin detaylarını fark edebilen biri değilimdir. Belki bu yüzden fark ettiğim anlarda kendimi tuhaf hissederim. Ama bu son fark ettiğim şey hayatta geldiğim noktayı idrak etmeme neden oldu. Daha doğrusu yapamam dediğim şeyleri yapabildiğimi fark etmemi sağladı.

Neyse lafı uzatmadan o andan bahsedeyim ne demek istediğim daha açık anlaşılır. Geçen haftanın son iki günlerinde kariyerimin ilk firma ziyaretine gittim. İlk gün Merter'e gidip gelmek çok koymadı. Ama cuma günü Çerkezköy'deki fabrika ziyaretim sırasında dank etti kafamda bir şeyler.

Fabrikada genel müdürlerden biriyle yapacakları bir yatırım hakkında bilgi alıyorduk. Toplantı odasının bir kısmında fabrikayı görebilen bir camekan var. O camekanın tam karşısında oturuyordum. Adamın anlattığı şeyi bırakıp bir an o camekandan yansıyan kendi suretime baktım. Masanın ortasında takım elbise ile adamın firmanın yeni projesini dinliyordum.

Bir anda aklıma yıllarca filmlerde dizilerde toplantılara katılan ciddi adamlar geldi. Böyle çok önemli konuları tartışırlardı. En ciddi, en önemli konular, milyon dolarlar, hisseler havada uçuşurdu. Banada çok saçma gelirdi bu durum. Gerçek hayatta bu kadar ciddi olmaz bu işler yada böyle para pul işleri böyle olmaz herhalde derdim.

Bunu diyen bir adamın bir anda bu tür bir sahnenin aktörü olduğunu ancak aynada yansıyan suretini görünce fark etmesi bana tuhaf geldi. Demekki bu iş hayatının insan üzerinde hipnotik bir etkis var herhalde diye düşündüm. Yıllar önce olmayacak iş dediğin şeyleri yaparken bile fark etmiyor olmanın başka bir açıklaması gelmiyor aklıma.

Hayat sanırım herhalde böyle bir şey. Yıllar önce böyle olacağımı düşünmemiştim. Bir anda bu hale gelmişim gibi geliyor. İnsan zamanın geçtiğini eski günlerin gerçektende eskilerde kaldığını ancak böyle anlarda farkediyor insan. Fark ettiğimde üzülsem mi eskiden inanmadığım bir olgunun parçası olduğum için yoksa sevinsem mi sonunda büyüdüğüm ve artık sorumluluk alabildiğim için.

O an olduğum yerde değilde sanki daha geride televizyondan izler gibi hissettim kendimi. Nerdeyse herkesin duyacağı şekilde vay anasını neler oldu böyle bir anda diyecektim ama kendimi zorda olsa toparlayabildim. Hep bahsettiğim içimdeki çocuk herhalde bu izleyici olsa gerek. Çünkü içimdeki olgun insan o an toplantıdaydı.

Hayatını pek planlamayan ve kendi önüne çıkan durumlara göre hareket eden biri olarak kaderin beni getirdiği yerlere bazen nasıl geldiğime ancak oraya geldiğimde fark ediyorum. Açıkçası ne hissedeceğimi hala tam olarak bilmiyorum ama yinede böyle bir duruma gelmek beni heyecanlandırıyor. Gelecekte neler olacak neler bitecek diye meraklanmamı sağlıyor böyle anlar. Umarım gelecekte böyle anları sık sık yaşarımda arada hayatın monotonluğundan kurtulurum.

5 yorum:

sLn dedi ki...

"Açıkçası ne hissedeceğimi hala tam olarak bilmiyorum ama yinede böyle bir duruma gelmek beni heyecanlandırıyor."
demişsin ya, inşallah hiç kaybetmezsin o heyecanını.. Yaptığın işe karşı heyecan duymak önemli bir şey, ben epey umutsuzum bu konuda :-/

CaRtMaNtR dedi ki...

İşe başlamadan öyle hissetmen doğal. İş ortamında biraz güzelse zamanla sende iş hakkında böyle hissedebilirsin. Biraz alışma birazda şansla ilgili bir durum.

CaRtMaNtR dedi ki...

Teşekkürler bu arada :D

sLn dedi ki...

ortamı tahmin edemiyorum henüz ama istemediğim bir iş yaparken ortam güzel olsa ne olur olmasa ne olur diye de düşünmüyor değilim :p :D

CaRtMaNtR dedi ki...

Genelde bir işte insanı o işten soğutan ortam olur. O bakımdan doğru ortamda en azından iş sevmesende daha az çekilmez gelir :D